Her Nereye Gitmek İstiyorsan, Gitmeden Önce Buraya Uğra!

Gaziantep

Güneydoğu’nun Paris’i; Gaziantep

 

Baklava ve Kebap..

Diyerek başladık yolculuğumuza. Sabahın 4’ünde çalan alarm ilk defa bu kadar tatlı olmuştu… Sıcacık yataktan buz gibi arabaya koşar adım gitmek için, pek de normal olmamalıydı insan. Henüz ayılmamış bir bünye ve çalışmaya çoktan başlaşmış bir zihin ile ilk önce havaalanı, akabinde kısa bir uçak yolculuğundan sonra Doğu’nun Paris’i nam-ı diğer Gaziantep havasını çektik ciğerlerimize… Güneşli, soğuk, kurak ve bir o kadar da temiz bir hava… İstanbul’dan ayarladığımız ve bize gün boyu rehberlik edecek taksicimiz ile başladık Tadım Günümüzün ilk durağına doğru yol almaya.

evren1Yolunuz Antep’e düştü ise ve özellikle sabah saatlerinde iseniz; mutlaka ve mutlaka Metanet isimli Restaurantı bulup yöresel bir yemek olan Beyran Çorbası’nı tatmalısınız. Bir çok yerde bu çorbayı içme imkanı bulabilirsiniz lâkin tabir-i caiz ise Beyran’ın ustası burası…İncik etinin suyu ve pirinçle yapılan bu çorba bol sarımsaklı ve acılı olarak tercih edilmekle beraber Antep’in acısından korkarak az acılısını tercih ettik. Göz açıp kapayana kadar bitirdiğimiz çorbamızdan sonra kahvaltı etmek üzere farklı bir mekana doğru yola çıktık.

evren2
Antep’te iseniz, sabah kahvaltısında bol fıstıklı bir tatlı olan Katmer yemelisiniz. Antep’te en güzel Katmeri yiyeceğiniz yer ise Zekeriya Usta. Katmer yanında kahvaltı etmek istiyorsanız, Orkide Pastanesi’ni de tercih edebilirsiniz. Kahvaltıya, yöresel serpme kahvaltı ile başlayacaksanız, 2 kişiye 1 porsiyon sipariş etmeniz mantıklı olacaktır. Serpme kahvaltı yanında baklava hamurundan yapılan su böreğini de sipariş etmeyi ihmal etmeyin. Kahvaltı sonrasında yiyeceğiniz katmeri de 2 kişiye 1 porsiyon olarak tercih edebilir, ek olarak sipariş edebileceğiniz dondurma ile farklı bir tat deneyimleyebilirsiniz.

Çaylarımızı içtikten sonra o kadar doymuştuk ki, oturduğumuz yerden kalkmamız gerçekten zor oldu. Yerel rehberimizin tavsiyesi ile hem zaman geçirmek hem de yediklerimizi eritmek için Antep Hayvanat Bahçesi’ne gittik. Yaklaşık 1-1.5 saatte gezilebilecek büyüklükte olan hayvanat bahçesi, pumadan lamaya, timsahtan zürafaya kadar bir çok hayvana ev sahipliği yapan Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçelerinden biri.

Hayvanat Bahçesi gezisini bitirdikten sonra Zeugma Müzesi’ne gittik. Müzeye girer girmez, Zeugma’nın ne olduğunu anlatan 3 boyutlu sunuma ek ücret ödeyerek girmeniz, nerede olduğunuzu bilmeniz açısından faydalı olacaktır. evren9Sunumda da bahsedildiği üzere Zeugma, o dönemki adıyla Selevkeya Euphrates M.Ö. 300 yılında Büyük İskender’in generallerinden biri tarafından kurulan bir şehir. Milattan önce 1. Yüzyıla geldiğimizde ise ismi sabit kalarak Kommagene Krallığı’nın 4 büyük kentinden biri haline gelir. 1. Yüzyıl – 1. Yüzyılın ilk çeyreğinde ise; şehir Roma İmparatorluğu topraklarına katılır ve Fırat’ın en geçilebilir yerlerinden biri olması sebebi ile ismi “köprü, geçit” anlamına gelen “Zeugma” olarak değiştirilir. MS 252 yılında Sasani Kralı tarafından ele geçirilen Zeugma, Kral tarafından yakılıp yıkılır. İlerleyen dönemlerde tekrar Roma hakimiyetine giren Zeugma, 7. Yüzyıl’da gerçekleşen İslam Akınları sonucu terk edilir. 10-12 yüzyıl arasında küçük bir İslami yerleşim ile hayata tekrar dönen Zeugma, 16. Yüzyıl’da bugünkü adı olan “Belkıs” ismini alır.

Zeugma’nın A ve B olarak adlandırılan bölümleri, 20 Haziran 2000 tarihi itibariyle Birecik Baraj gölünün suları altında kalmış. evren11Bu tarihten önce yapılan kazılarda bulunan tarihi eserler, mozaikler korunarak çıkartılmış ve Gaziantep içerisinde bulunan Zeugma müzesine taşınmış. Kazılar esnasında bulunan mozaikler ise tek kelimeyle eşsiz. Özellikle “Çingene Kız” adı ile adlandırılan ve “nereden bakarsanız bakın size bakan” mozaik zeugma ile adeta özdeşleşmiş ve dünyaca bilinen bir figür haline gelmiş.

Zeugma’da da 1 saat kadar vakit geçirdikten sonra öğle yemeğimizi yemek için, müzenin 2 sokak arkasında bulunan “Halil Usta” isimli mekana gittik. Hayvanın sırt kısmında bulunan, sinirsiz ve yağsız bir et olan Küşneme, terbiyesiz olarak sadece hafif tuzlanıp mangalda pişirilerek tüketilir. Antep’te en iyi Küşneme yiyebileceğiniz yer ise, salaş bir mekan olan Halil Usta’dır. 12:00 – 14:00 aralığında gitmenizi tavsiye edebileceğim bu mekan, kepenklerini 11:00 civarı açar ve 15:00 sonrası kapatır. evren14
Gider gitmez yer bulma olasılığınız düşük olsa da, bir süre bekledikten sonra oturacak bir masa bulabilirsiniz. Özel bir talebiniz yok ise; masanıza öncelikle karışık kebap gelir ki asla reddetmemelisiniz. Kebapla beraber gelecek salata ise, enfestir. Kebaplarınızın bitmesini takiben 2 kişiye 1 porsiyon olarak Küşneme gelir. Siz siz olun, gözünüzü doyurun…Gözünüz doymaz ve 1 porsiyon daha sipariş ederseniz, zor bitirirsiniz. Ayrıca, bu öğle yemeğini ekmeksiz yemeniz de faydalı bir hareket olacaktır.

Halil usta sonrası, baklava siparişlerinizi almak için doğru zamandır. Şöbiyet için Zeki İnal’dan başka bir yere gitmemelisiniz. Hiçbir yerde bulamayacağınız bir lezzete sahip olan Zeki İnal’ın farklı bir ilde ya da Antep için herhangi bir şubesi bulunmuyor. Şöbiyet sonrası Baklava için Koçak Baklava doğru bir tercih olacaktır.

Baklavalarımızı arabamızın bagajına koyduktan sonra Antep çarşısını gezmek ve biraz da alışveriş yapmak için şehir merkezine geçtik. Bakırcılar çarşısı, mutlaka görmeniz gereken bir yer. Burada bir çok çeşitte fincan, ehl-i keyf, sahan vb el emeği ürün bulabilirsiniz. Bakırcılar çarşısı sonrası yürüme mesafesinde olan kuruyemiş, salça, nar ekşisi ve çeşitli baharatları bulabileceğiniz Alamacı Pazarı’nı gezebilirsiniz. Uçakla geldi iseniz ve bavulunuz yoksa, kabine alınmayacağını hatırlayarak nar ekişisi ve türevi sıvıları almayın.  Kahve molası için Tahmis kahvesini seçebilirsiniz, tarihi bir kahvehane olan Tahmis’te menengiç kahvesi denenebilir. evren16Nargile seviyorsanız ve biraz daha keyifli bir ortam isterseniz, Bakırcılar Çarşısı içinde bulunan Tütün Han’a geçebilirsiniz. Sedirlerde, battaniye altına girerek içeceğiniz nargileye eşlik eden hafif Türk Sanat Müziği nameleri keyfinize keyif katacaktır.

Buradan sonra rotamız, Antep’in olmazsa olmazlarından biri olan İmam Çağdaş‘tı. Size de finali burada yapmanızı tavsiye ederim. Fındık lahmacun, gavurdağı ve çeşitli mezeler ile başlayacak akşam yemeğimize fındık Ali Nazik ile ( Ali Nazik’in küçük boyu ) devam ettik.  Farklı kebap çeşitlerini tercih edebileceğiniz gibi, ortaya 1 porsiyon karışık kebap da söyleyebilirsiniz. Yemek sonrasında havuç dilimi unutulmamalı… Antep’te en iyi Havuç Dilimi’ni yiyebileceğiniz yer burası.. Arzu ederseniz, paket de yaptırabilirsiniz. Yemek sonunda ikram edilen zahter, kekiğe benzemekle beraber hazmı kolaylaştırıcı bir tür bitki çayı. Beğenirseniz; İmam Çağdaş’ın hemen karşısındaki baharatçıda bulabilirsiniz.

1 güne bu kadar farklı tadı, bu kadar ağır yemeği sığdırmaya çalıştıktan sonra uçağa kendimizi zor attık. Eve döndüğümüzde, yattığımız yerde dönemeyecek kadar şişmiş olsak da günün başında ne demiştik? Bu günün şifresi “Baklava ve Kebap”.

Yemekleri haricinde Antep, gerek insanları gerekse yapılaşması olsun son derece modern bir şehir. Nereye geldiğinizi bilmeseniz, batıdaki herhangi bir şehirden ayırt edemezsiniz. Su;  Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki bir çok yer gibi burada da sorun. Su olmamasının avantajı ise;  nem olmaması. Kar ise bu bölgede pek görülmüyormuş, genelde kuru bir soğuk varmış.

Kısaca Antep, aç karnına ve bahar aylarında mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir şehir…Ziyaret sonrası şişmiş midenize bakarak “bir daha Antep’e gelmem” deseniz de, bu tatlardan uzak kalmak pek olası görülmüyor..

Galeriye ulaşmak için tıklayınız..

Gezgin Notu

Yollar uzun, hayatlar kısa... Gezerek bitmez bu dünya...

Gezilecek çok yer, görülecek çok renk, dokunulacak çok fazla yaşam var. Yeryüzündeki varlığımız yetmez her birini keşfetmeye...

Bizden öncekilerin deneyimleri ile yola çıkıp, o deneyimler ışığında yeni maceralara atılmadıkça...

Bumerang - Yazarkafe